ZİKRİ 09:26

keyfin nası

FİKRİ 09:27

standart :)

erkekleşen kadınlar gibi bir sıkıntımız var doktor

dünyalı erkekler olarak

aslında tüm dünyalılar olarak

ZİKRİ 09:28

california sendromu olarak tanımladık onu biz birkaç yıl evvel

:)

geciktirilmiş annelik sendromu olarak da ele alabiliriz beri yandan

var müdür öyle ciddi bir problem var

FİKRİ 09:31

tanımı var demek,

güzel :)

ZİKRİ 09:31

biz bu konuyu konuşurken abd de yapılmış calışmalar bulduk

aynı katta kalma probleminin erkekte de kadında da barizce açığa çıkması üretkenlik ve vermek ile ilgili

farklı bir hale geçmek

tekamül etmek

başarı ile orantılı değil

yaygın inanışın aksine

öyle olmadığı için de sınır kişilik bozukluğu(borderline) hatun kesiminde çok artmakta

daha evvelinde senle “baba” meselesini konuşmuştuk

ana baba eğitimi önemli bir mesele

evliliği ve doğumu geciktiren hatunların biyolojisi ve psikolojisi metamorfoza uğrar gibi hal alıyor

bilinçdışı olarak kendini yetersiz gördüğü için

yeterli görebileceği alanı iş vb alanlar ve buralarda da masculen bir duruma evrilmekte buluyor

çünkü hem eğitim, hem çevre hem toplum hanım/hatun olmanın ehemmiyetini gösteremiyor

o da bu kulvara bile isteye geçiş yapıyor

sıkışıyor çünkü, yetmiyor kendine..anlam bulamıyor

FİKRİ 09:35

vay anam vay…

peki,

konu derin

ZİKRİ 09:36

öyle..

FİKRİ 09:36

şimdi sanırsam elektriğe ve temiz suya kesintisiz sahip olan memleketlerde

yani moderen filan olanlar işte…

en uzun vadeli problem vadeden mesele budur diyebilir miyiz sende?

ZİKRİ 09:39

denilebilir

mesele “bence” öyle yada böyle “ontoloji”

psikoloji uzmanları da psikiyatri uzmanları da bunu anlamıyor

bilmiyor desem daha doğru

böyle oldugu için de yardımcı olmak havai bir kavram olarak kalıyor

suni ve faydasız terapiler ve ilaç kutuları karşılıyor insanları

ve bizim hocanın 15 – 20 yıl evvel sorduğu soru akla geliyor

FİKRİ 09:40

o sorudan filim olur

ZİKRİ 09:40

o soru da şu ; “Peki , eve döndükten sonra ilaç bitince n’olacak”

film olur müdür haklısın..

FİKRİ 09:41

aynaya baktın mı ancak geçmişi görürsün

ZİKRİ 09:41

tasavvuftaki hal kavramı mühim müdür

FİKRİ 09:41

o nasıldır

ZİKRİ 09:42

insan tek halde kalmaması gereken bi canlı

esas mesele işte rutin

aynı katta kalmak

bu bozuyor adamı

FİKRİ 09:42

he şu “aynı katta kalmak” olayı?

onda kastın nedir?

ZİKRİ 09:43

tekamül etmek lazım üstad..

yaşadığın hayatta anlam yaratan unsurlar nelerse

onlara renk katabiliyor musun

anlam yaratan neler var hayatımızda

benim bireysel analizime her gidişimde, hocam şunu sorar

ki bu sorudan da film olur müdür

“Canım ZİKRİ’m, ne değişti 15 günde”

bu soruyu duyup sıkıldığım çok olmuştur

bu soruya cevap verebilmek için yalan söylediğim de olmuştur

yarım saat sustuğum da olmuştur

ağladığım da..

kendimizi keşfetmiyoruz

hayatımızda anlam yaratan işler yok

sevgi yok, muhabbet yok

bu olmadığı zaman “hal” değişmiyor, çiçeğe doğaya bakıp anlam bulamıyorsun

yanındaki adamdaki güzelliği göremiyorsun

ona yardımcı olacak şekilde yaklaşamıyorsun

kendinden vermek konusunda istekli olmuyorsun

ibadetini aksatıyorsun

ibadetin fiziksel hareketten müteşekkil oluyor

FİKRİ 09:46

bak ben bunu düşünmüştüm şerefsizim

ama kimseyle paylaşamıyordum

anlamsız gelir diye

ZİKRİ 09:47

yoldaki asabiyet de bundan, evdeki de

hepsi işte kendinden

aynadaki mazinden

şunu sormak lazım; benim kendi sürecimden çıkardığım derslerle beraber, bazı terapilerde sorduğum şu soru var

“ne verdin kendinden”

hoş, beden de can da bizim değil de

anla işte

“ne verdin”

“kime ne yaptın”

“allah için, sadece iyilik ve güzellik için ne verdin”

“sıkıntılı bir tanıdığın için gönülden istedin mi hiç”

aksiyon almak falan meselesi işte

ne yaptın ulan ne yaptın?

bu sorular karşısında elektriğe ve suya direkt ulaşan o moderen insan

dut yemiş bülbüle döner müdür

direkt ağlar

çünkü anlam yoktur işte

en önemli mekanizma, en önemli civata, vida, dübel yok cünkü

FİKRİ 09:52

ne yaptın ulan ne yaptın?

ben böyle işe sokarım doktor çok afedersin

bir şekilde bu yörüngeyi kırmamız lazım

ZİKRİ 09:52

hard core oldu biraz kusura bakma

FİKRİ 09:52

mal gibi aynı yörüngede kalmaktan oluyor

ZİKRİ 09:52

sen pası al da at dercesine bırakınca önüme

FİKRİ 09:52

evet öyle oldu

başka türlüsü kesmez

ZİKRİ 09:53

ağlar yırtıldı da biraz ama olsun

FİKRİ 09:53

yörünge dışına çıkmak lazım

ZİKRİ 09:53

hevet..

yörünge = hal

o da eşittir

makam

bu da eşittir kat

katlarda sıkışıp kalıyoruz üstad

FİKRİ 09:54

buçukuncu katta kaldık

asansör durdu

arıza yaptı

ZİKRİ 09:55

çok var arıza

herkeste var

FİKRİ 09:55

herkeste var evet

bak bu en önemli yeri

insanat bahçesi

ZİKRİ 09:56

şimdi sana bi soru

FİKRİ 09:56

sor ulan

ZİKRİ 09:56

tüm bunları gören, “eh nispeten de ” bilen biri olarak benim halimi bi düşün..

etrafındaki tüm bu anlamsızlığı görüp..insanat bahçesinin hayvanlarını tahliye etmek için harekete geçmek isteyen ama geçemeyen biri olarak beni

ZİKRİ 09:57

ya da biri bi açıklama yaptığı zaman, pop – up’ı açılıp

yalan söylüyor uyarısı alan beni

ya da tebessüm ve kahkahalarla dolu sohbetinde

göz bebeklerinin donuk bakışlarını yakalayan yada bazı mevzulara girmeyerek kaçak güreşenleri gören beni

napalım?

FİKRİ 09:59

evlendirelim

noldu lan dondun kaldın

good will hunting’i izledin mi sen doktor?

orda robin vilyıms var hani, psikolog

alooooooooooo

ZİKRİ 10:00

evlendirelim

hemen

senden önce evlenirim

yıllar evvel izlemiştim sanki

FİKRİ 10:01

filmi izledinni lannn

ZİKRİ 10:01

bi daha izleyeyim

sen soruyorsan vardır bi hikmeti

ya bi izlediydim ama hatırlamıyorum tam

FİKRİ 10:01

hikmeti yok mavrası var

ZİKRİ 10:01

afiişi falan aklımda da

FİKRİ 10:02

orda robin vilyıms psikolog

karısı ölmüş bi zaman önce

ama karısı öyle ince işlerden pek anlayan biri değil

yani entelektüel filan bi karakteri olduğundan bahsedilmiyor

zaten bu önemli de değil

neyse,

orda doktorun ilgilendiği bi eleman var, dahi

eleman da anlıyor etrafındaki insanların halini filan, dahi seviyesinde bir zeka sahibi filan

işte bi kız var onunla tanışıyor manışıyor

sonra doktora zorunlu terapiye gidiyor, suç işlediği için devlet terapi şartıyla salıyor çünkü. sokakta kavga filan ediyor, işsiz güçsüz bi adam çünkü

zorunlu terapilerde doktoru hiç sallamıyor filan

sonra doktor buna deyor ki

ulan deyus sen daha el kadar bebesin

zekana da sana da kakarım diyor

sen zannediyon ben yaşıyom, sen okuyon ben o yollardan çoktan geçtim diyor

ZİKRİ 10:05

çotunkt

FİKRİ 10:06

mesela sen kız peşinde koşuyon ama ne istediğini bilmiyon, benim karı öldü sen ailenin ne demek olduğunu biliyon mu diyor

eleman erör veriyor o zaman

sen her naneyi okumuşun diyor

mesela işte italyadaki katedrallerin resimlerini görmüşün ansiklopedilerden sanat tarihini filan okumuşun amma

gidip de görmemişin levuk levuk konuşma adamın asabını bozma lan,

diye diye elemanı hayatın içine çekiyor

bi bar sahnesi var

bu doktorla başka bi matematikçi prof arkadaşı bara gidiyolar

matematikçi başarı hırsı olan, tanınan bi adam

bu dahi elemana sahip çıkalım diyor

ama aslında kendi hırsı için kullanmak istiyor, işte adam keşfettim ben filan

sonra barda bu muhabbet olurken

doktor bar sahibi dayıya diyo ki

ZİKRİ 10:10

evet

FİKRİ 10:12

sen bu adamı tanıyon mu? (yanındaki matematikçi adamı göstererek)

yoo diyo

peki bilmemkimi tanıyon mu diyo

bi bilardocu ismi söylüyo barcı dayı hee tanıyom diyo

ZİKRİ 10:13

=)

FİKRİ 10:13

doktor diyo ki yanındakine bak la sığır, bu adam seni tanımıyo bilaardocuyu tanıyo, bilardocuyu da sen tanımıyon diyo :D

herkes işine gücüne baksın insanları şekile sokmak için hırs sahibi yaparsan sıvarsın diyo

dramatik bir mevzu

tabiatı öyle

ZİKRİ 10:16

bittabbi..